Обсуждение:Ибн Муджахид
Ссылки
- Csaba, Okváth IBN MUJĀHID AND CANONICAL RECITATIONS Islamic Sciences. Winter2014, Vol. 12 Issue 2, p115-149. 35p.
TDV İslâm Ansiklopedisi
Rebîülâhir 245’te (Temmuz 859) Bağdat’ta Sûkulataş mahallesinde doğdu, bu mahalleye nisbetle Ataşî diye de anılır. Hayatını Bağdat’ta geçirdiği anlaşılan İbn Mücâhid, Ebü’z-Za‘râ Abdurrahman ibn Abdûs’tan Kur’an ve kıraat dersleri aldı ve bu zattan arz yoluyla Nâfi‘ ibn Abdurrahman’ın kıraati için yaklaşık yirmi; Ebû Amr ibn Alâ, Hamza ibn Habîb ve Ali ibn Hamza el-Kisâî kıraatleri için de birkaç hatim indirdi. Ayrıca kıraat ilmini Yahyâ ibn Mübârek el-Yezîdî’nin talebesi Ebû Eyyûb el-Hayyât’tan tahsil etmiş olan Abdullah ibn Kesîr el-Müeddib ve Halef ibn Hişâm’ın râvisi İdrîs ibn Abdülkerîm’den bu alanda istifade etti. 279 (893) yılında hac maksadıyla gittiği Mekke’de birkaç gün Kunbül’ün evinde kalarak ondan Ebû Ma‘bed İbn Kesîr’in kıraatini öğrendi (Kitâbü’s-Sebʿa, s. 92; Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ, II, 533-535). İbn Mücâhid’in hadis hocaları arasında Sa‘dân ibn Nasr, Ahmed ibn Mansûr er-Remâdî, Muhammed ibn İshak es-Sâgānî, Mufaddal ibn Muhammed el-Cenedî, Muhammed ibn Abdullah ibn Mübârek ve Abbas ibn Muhammed ed-Dûrî gibi isimler yer alır. Kendisinden kıraat konusunda pek çok talebe istifade etmiş olup Ebû Tâhir Abdülvâhid ibn Ebû Hâşim, Sâlih ibn İdrîs, Ebü’l-Ferec eş-Şenebûzî, Abdullah ibn Hüseyin es-Sâmerrî, Dükkī, Ali ibn Hüseyin el-Gadâirî bunlardan bazılarıdır. İbnü’l-Ahrem ed-Dımaşkī, Bağdat’a gittiğinde İbn Mücâhid’in kıraat halkasının 300 kadar talebeden oluştuğunu gördüğünü zikretmiştir. Ömer ibn Şâhin, Dârekutnî, Ebû Müslim Ahmed ibn Muhammed el-Kâtib gibi şahsiyetler ise ondan hadis rivayet ettiler. Dindarlığı ve güzel ahlâkı ile tanınan İbn Mücâhid 20 Şâban 324’te (13 Temmuz 936) vefat etti ve evinin bahçesine defnedildi. İbnü’n-Nedîm ölüm tarihini şâban ayının son gecesi olarak zikretmiştir.
Hatîb el-Bağdâdî ile Zehebî’nin sika diye söz ettiği ve Sa‘leb Ahmed ibn Yahyâ en-Nahvî’nin kendi zamanında Allah’ın kitabını İbn Mücâhid’den daha iyi bilen bir kimsenin kalmadığını söyleyerek övdüğü İbn Mücâhid’in kıraat ilmine yaptığı en önemli katkı, meşhur ve mütevâtir kabul edilen kıraatleri konunun otoritelerini ikna edecek kurrâ seçimiyle (Nâfi‘ ibn Abdurrahman, Ebû Amr ibn Alâ, Abdullah ibn Âmir, Abdullah ibn Kesîr, Âsım ibn Behdele, Hamza ibn Habîb, Ali ibn Hamza el-Kisâî) Kitâbü’s-Sebʿa fi’l-ḳırâʾât adlı eserinde bir araya getirmiş olmasıdır. İbn Mücâhid’den önce, içlerinde bu yedi kurrânın da yer aldığı daha çok sayıda imamın kıraati Ebû Ubeyd Kāsım ibn Sellâm ve İbn Cerîr et-Taberî gibi müellifler tarafından bir araya getirilmişse de (İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, I, 33-34) bunlardan hiçbiri onun eseri kadar kabul görmemiş, gelecek nesillerde yayılma şansı bulamamıştır. Bu eseriyle İbn Mücâhid meşhur yedi kıraati ilk defa bir araya getirmiş, “Kur’an yedi harf üzere nâzil oldu” meâlindeki hadiste “yedi harf”le yedi kıraat kavramı arasında karışıklığa yol açtığı ileri sürülerek bazı âlimler tarafından eleştirilmiş olsa bile (İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, I, 36, 39), “yediyi yedi yapan müellif” olarak literatürde yerini almıştır. İbn Mücâhid eserine aldığı yedi kurrâdan bazıları sebebiyle de tenkit edilmiş ve meselâ İbn Âmir’in yerine A‘meş’i, Hamza ibn Habîb yerine Ya‘kūb el-Hadramî’yi (İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, I, 39) tercih etmesinin daha doğru olacağı ileri sürülmüştür. Ancak eserin şöhreti günümüze kadar ulaşmış, sahih ve mütevâtir kabul edilen yedi kıraatin ilk kaynağı olma vasfını korumuştur. Eserin üne kavuşmasında, hadiste geçen “yedi” sayısı ile İbn Mücâhid’in bu seçimindeki sayının aynı olmasının da tesiri bulunduğunu düşünmek mümkündür (el-AHRUFÜ’s-SEB‘A). İbn Mücâhid’in kitabına aldığı kurrâ sayısını belirlerken muteber kıraatlerin bunlardan ibaret olduğuna inandığı ve hadiste geçen “yedi harf”le yedi kıraat arasında aynîlik iddiasında bulunduğu şeklindeki anlayış doğru olmadığı gibi Watt’ın, “İbn Mücâhid, bir hadise dayanarak her biri aynı derecede muteber yedi kıraatin bulunduğu görüşünü ortaya attı” sözünün de bir mesnedi yoktur.
İbn Mücâhid ayrıca şâz sayılan kıraatleri okuyanlarla mücadele ederek onları bu tutumlarından vazgeçirmeye çalışmış, konuyu siyasî otoritenin müdahalesini sağlayacak noktaya kadar taşıyarak İbn Şenebûz ve İbn Miksem el-Attâr gibi Abdullah ibn Mes‘ûd, Übey ibn Kâ‘b ve diğer bazı sahâbîlerden rivayet edilen şâz kıraatleri icra eden kurrânın engellenmesini sağlamıştır.
Eserleri. 1. Kitâbü’s-Sebʿa. Kitâbü’s-Sebʿa fi’l-ḳırâʾât adıyla ve Şevkī Dayf’ın tahkikiyle neşredilmiştir (Kahire 1972, 1980).
2. İḫtilâfü ḳurrâʾi’l-emṣâr. Bir nüshasının Dublin’de bulunduğu belirtilmektedir. Ahmed Pâketçî, bu eserin bir önceki kitabın bir bölümü olduğunu söylemişse de bu görüşün hemen ardından zikrettiği kaynakta buna dair bir açıklık bulunmamakta, adı geçen kütüphane katalogunda ise eserin başka bir nüshasının mevcut olmadığı kaydedilmektedir (Arberry, VI, 146).
3. Kitâbü’ş-Şevâẕ fi’l-ḳırâʾât. İbn Cinnî, el-Muḥteseb fî tebyîni vücûhi şevâẕẕi’l-ḳırâʾât ve’l-îżâḥi ʿanhâ adlı eserinde bu kitaptan alıntılar yapmıştır.
İbn Mücahid’in kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır: el-Ḳırâʾâtü’l-kebîr, el-Ḳırâʾâtü’ṣ-ṣaġīr, Kitâbü’l-Yâʾât, Kitâbü’l-Hâʾât, Ḳırâʾatü Ebî ʿAmr, Ḳırâʾatü İbn Keṣîr, Ḳırâʾatü ʿÂṣım, Ḳırâʾatü Nâfiʿ, Ḳırâʾatü Ḥamza, Ḳırâʾatü’l-Kisâʾî, Ḳırâʾatü İbn ʿÂmir, Ḳırâʾatü’n-nebî, İnfirâdü’l-ḳurrâʾi’s-sebʿa, Ḳırâʾatü ʿAlî ibn Ebî Ṭâlib, İḫtilâfü’l-ḳırâʾât ve taṣrîfü vücûhihâ.